
“Hayatımız boyunca ter döker, para biriktiririz.. Sığ bir mezar için.
Ama ben hiçbir zaman duvarlar arasında hapsolmuş bir hayat yaşamadım.
Eğer hayat sınırlardan ibaretse, o sınırları aşamamış olmak benim gerçek mezarımdır.”
– Tugay GULER
Bu, bir kişinin hikayesidir
bir RUHUN hikayesi

"Bu benim"
Bu,
bir
kişinin
hikayesidir

Ufkun Ötesinden
Şefkat ve fırtına, keder ve umut..
Her zıtlık Tugay Güler'in iç dünyasının tuvalini boyuyor.
Hayata dair her duygu, her deneyim, her aşk, her üzüntü onun için yeni bir ufuk açar.
Görünmez duygular, melodilerle canlanan bir yelkenli gemiye dönüşür.
🎶 Sevgiyle yaratılmış, özgürce icra edilmiş eserler;
sınırların ötesinde yankı buluyor
O, sıradan bir insandan çok daha fazlası.
Bir müzik aleti çalmıyor, müzik notalarını bilmiyor. Hatta şarkı söyleyebilen bir vokalist bile değil.
Resmi bir eğitim almamış olmasına rağmen, müziğe doğuştan gelen yeteneği sayesinde, tamamen içgüdü ve duygularından doğan melodiler yaratıyor.
Bu nadir yetenek, bir beyin tümörü ve ardından gelen psikojenik amnezi ile mücadele sonrasında ortaya çıktı.
Şiirlerini, zihninde dolaşan melodileri mırıldanarak yazıyor ve daha sonra bunları notalara dönüştürüyor.
Onu eşsiz kılan da bu:
hiçbir kurala, notasyona ve sınıra bağlı değil. Eserleri özgünlük, özgürlük ve tamamen saf duyguyla dolu.
Bu farklı şekilde ortaya çıkan ilginç ve bir o kadar olağanüstü yetenek;
Türkçe, İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca şiirlerini rock, caz, blues, pop, tekno, Türk klasik müziği, Türk halk müziği ve daha birçok tür de dahil olmak üzere her türlü müziğe uyarlamasına olanak tanıyor.
Kendi şarkı sözlerini yazıp bestelemesinin yanı sıra, zihninden akan tarif edilemez melodileri canlı seslere dönüştürüyor ve yüreklerde yankı uyandıran modern senfonileriyle insanların ruhlarına ulaşıyor.
Her kelime, her melodi, her nota, derin metaforlarla dolu, canlı ve nefes kesici bir hikaye anlatıyor.
Bu öyküler sessizliği, direnişi ve duyguyu somutlaştırıyor.
Dinleyiciler her kelime ve notada derin anlamlar keşfederek, tekrar tekrar dinleme isteği duyuyorlar. Her dinlemede yeni bir anlam katmanı ortaya çıkıyor.
🎶 Sevgiyle yaratılan, özgürce icra edilen ve sınırları aşan eserler.


"O" seslendi...
Ve hayaletler müziğe dönüştü


"O"nun Hakkında
Güler'in ruhundan yükselen melodiler
seslere ve enstrümanlara ihtiyaç duyuyordu.
CHIZGI – grup Çizgi ve CHIZGI senfoni orkestrası onun sesi oldu.
Bunlar Tugay Güler tarafından yaratılan bir sanat projesidir.
Tüm şarkı sözleri, melodiler ve öyküler GULER'e aittir.
CHIZGI projesi, kendi sesinin yapamadığını gerçeğe dönüştürüyor.

27 Mayıs 1971'de İzmir'de doğdu; yoksulluk ve azim dolu dar duvarlar içinde oğlunu tek başına büyüten bir annenin tek çocuğuydu. Hayat ona en erken nefesinden itibaren rahatlıktan önce dayanıklılığı, dinlenmeden önce cesareti öğretti.
Eğitim
İzmir'de ilkokul, ortaokul ve lise eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi 'nde önce Turizm ve İşletme Yönetimi bölümü'ne, sonrasında da İşletme Mühendisliği Bölümü'ne girdi. Ancak onun için gerçek eğitim hiçbir zaman diplomalarla tanımlanmadı; kendini geliştirme ve içsel keşifle dolu ömür boyu süren bir yolculuktu.
Hayatı boyunca birçok farklı alanda eğitimine ve öğrenimine devam etti:
-
İstanbul Üniversitesi – İletişim ve İletişim Teknikleri
-
İstanbul Üniversitesi – Beden Dili Eğitimi
-
İstanbul Üniversitesi – Yaşam Koçluğu
-
Boğaziçi Enstitüsü – Duygusal Özgürleşme Tekniği (EFT)
-
Ankara Bilim Üniversitesi – Yaratıcı Yazarlık ve Metin Tasarımı
-
Ayrıca Projektif Çocuk Eğitimi alanında da sertifikalıdır.
Halen Dublin Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi'nde Psikoloji bölümünde akademik lisans öğrenimine devam etmektedir.
Onun için öğrenme asla bir aşama değildi;
bir yaşam biçimiydi...
Profesyonel Yaşam
On altı yıl boyunca dünyanın önde gelen uluslararası şirketlerinde üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Daha sonra kendi şirketlerini kurdu ve büyük küresel elektronik markalarının Türkiye bölge distribütörü oldu.
Bugün, elektronik ve ofis ekipmanları alanında üç uluslararası çevrimiçi mağazalarla birlikte, 'PIVOT Cartridge' markasının da patent sahibidir.
Sadece kendi eserlerini yayınlamanın yanısıra diğer yazarlara da ses vermek amacıyla bağımsız bir edebiyat yayınevi olan 'Kırmızı Göz Yayınevi'nin; 'KLEO Sanat Galerisi'nin ve 'LineEye Record' plak şirketi'nin kurucusu ve sahibidir.
Ancak unvanlar O'nu asla tanımlamadı.
O bir işletme uzmanı, profesyonel kurumların ve yüzlerce kişinin kurumsal-bireysel iletişim-satış ilimi psikolojik eğitmeni, bir heykeltıraş, ressam, şair, yazar, söz yazarı ve besteciydi. Ruhunun derinliklerinde ise; insan ruhunun ulaşabileceği her alanda bir sanatçı.
Yaşam Felsefesi
23 yaşında geçirdiği ağır bir trafik kazası hayatını sonsuza dek değiştirdi. Omurilik zedelenmesi, ömür boyu sürecek fiziksel sınırlamalara ve ameliyatlara yol açtı.
Ancak bu acıdan, ömrü boyunca her alanda uygulayacağı direnç, sabır ve yeniden doğuşun gücünü kazandı.
“Tüm hayatımız boyunca alın teri döküp para biriktiririz... Sığ bir mezar için.”
Ama ben hiçbir zaman duvarlar arasında yaşamadım.
Eğer hayat sınırlardan ve aşılmaz zorluklardan ibaretse;
o zaman onları aşamamak benim gerçek mezarım olurdu."
Bu, varoluşunun pusulası oldu.
Ne ile karşılaşırsa karşılaşsın, hiçbir şey onu durduramazdı. Doktorlar imkansız dediğinde, o sadece zaman gerektiğini söylerdi.
Bu rahatsızlığı yüzünden "imkansız" olarak görünen bisiklet sporuna başladı ve ülkesi genelinde binlerce kilometre yol kat etti.
Daha sonra 'İzmir CAT Bisiklet Derneği'nin kurucu ortaklarından biri oldu ve yıllarca farkındalık yaratmak, bisiklet yolları inşa etmek ve Türkiye'deki bisikletçilerin haklarının tanınmasını sağlamak için çalıştı.
İş hayatında, sanatında ve sosyal yaşamında aynı yılmaz ruhu sergiledi; kendi markalarını, şirketlerini ve patentlerini yaratırken aynı zamanda başkalarına öğretti, rehberlik etti ve ilham verdi. Üstelik içinde yaşadığı ülkenin getirdiği birçok ekonomik çöküş ve iflaslarına rağmen.
Kendi eserlerini yayınlamanın yanı sıra diğer yazarlara da ses vermek amacıyla bağımsız bir edebiyat yayınevi olan 'Kırmızı Göz Yayınevi'ni kurdu.
Heykellerini sergilediği ve başka bir platform bulamayan sanatçılara alan sağladığı 'KLEO Sanat Galerisi'ni açtı. Heykelleri birçok ulusal ve uluslararası sergide yer aldı.
Ayrıca, ihtiyaç duyanlara ücretsiz duygusal ve psikolojik danışmanlık sunan "Sen de Varsın" projesini kurdu.
Ve bugün, aynı ruhları ve hikayelerini kendi şiirlerinden doğan şarkılara dönüştürüyor;
bu yaratım da trajik bir bölümden sonra doğdu.
Senfonileri – Sessizliğin Yankısı
Acıdan doğan kelimeler sonunda notalara dönüştü. Artık sadece yazmıyordu, besteliyordu.
Hayatının en sessiz dönemlerinden, senfonileri yükselmeye başladı.
Her biri, bir bölümün yankısını taşıyordu:
kimisi çocukluk anılarını, kimisi kayıp bir sevgiyi, kimisi de bir kadının sessiz bakışını anlatıyordu.
Onun senfonileri notalardan değil, yaşanmış anlardan oluşur.
Kimisi taştan bir heykelin ağırlığını, kimisi kalbin atışını, kimisi de sessizliğin yankısını taşır.
Bugün, bu eserlerin her biri CHIZGI 'nin kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Tıpkı O'nun gibi, tekrar tekrar yeniden doğuyor.
İmkansız Sadece Zaman Alır
Onu bu noktaya getiren şans değil, kırılmaz bir iradeydi; sabır, sevgi, dayanıklılık ve vizyon.
Ancak aynı derecede güçlü olan, duygusal derinliği, insan ruhuna duyduğu şefkat ve ülkesi genelinde tanık olduğu milyonlarca hikayeydi.
O'nun hayatı tek bir gerçeğin kanıtıdır: İnsan asla gelişmeyi bırakmamalı..
“Şunu hayal edin…
İğneyle kuyu kazarak geliştirdiğiniz işinizi, emek, sabır ve sadakatle inşa ettiğiniz aşkınızı, çıplak ellerinizle ruhunuzu yansıttığınız sanatınızı veya eserinizi yaratırsınız ve bir gün ekonomik bir çöküş, duygusal bir yıkım, sadakatsizlik ve nankörlük her şeyi siler. Bir gün işiniz, aşkınız, sanatınız için alkışlanırsınız, ertesi gün ise kınanırsınız.
Sadece tutkusunun peşinden koşmaktan asla vazgeçmeyen bir ruh, bu tür zorlukların üstesinden tekrar tekrar gelebilir."
“Unutmayınız;
Dünyanın neresinde olursanız olun, sorunlar sizi gerçek benliğinize götürmek için var. Hayatın anlamı, sorunsuz yaşamak değil; sorunların üstesinden gelip kendi cennetinizi yaratmaktır. Gerçek mutluluk oradadır. Sevgi, tutku ve inançla yarattığınız şey tek gerçektir.
Vazgeçmeyiniz; kalbiniz sevgiyle attığı sürece hiçbir hikaye gerçekten sona ermez."
Alçakgönüllülük
Onun en belirleyici özelliklerinden biri de alçakgönüllülüğüydü.
Çünkü, çok az insan onun neler yaşadığını gerçekten biliyor.
“Bu dünyaya insanlara zarar vermek için değil, onları sevmek ve mutlu etmek için geldiğime inanıyorum. Bu yüzden asla kimseye kendi acılarımı yüklemek istemedim.”
Kendi iş, özel ve sanat hayatında, ya da bir insanın herhangi bir alanındaki başarılarının etkilerinde başarılı olsa bile her zaman, sessizce perde arkasında kalmayı tercih etti.
“O kadar alçakgönüllü oldum ki, bana en yakın olanlar bile inanmayı bıraktı. '
Sen mi? Gerçekten mi?' derlerdi.
Hatta bir noktadan sonra saygısızlıklar ve cahil ya da küçük görmeler de başlardı.
Beni tanımayan insanlarsa, kimi zaman fakir veya hakir görüp sadaka vermeye bile çalıştı.
Ama bunlar beni sadece tebessüm ettirtiyor. "İnsan adını yaşarmış" felsefesinin, felsefe olmayacağını öğrendiğim yüzlerce korelasyon sonrası olsa gerek bu gülüşlerimin sebebi.
Her ne kadar yaşadığım ülkede ön ad gerçek isim zannedilse de, gerçek, kadim ve tüm geçmişin kayıtlarını taşıyan soyadın asıl isim olduğu, geçmişin geleceğe ayna tuttuğu bilinmese de..
Net olan başka bir şey daha öğrendim:
Gerçek şeytan dışarıda değil, içimizde yaşıyor. Ve ben ona başka bir isim veriyorum: "Ego”
Bu yüzden içi değil hep dışı görüyorlar. Kendilerinde ve karşısında. Günün sonunda ise, vefa ve sadakatten uzak şeytan olan her zaman bir başkası..
Egonuzu değil, ruhunuzu besleyin. Gururunuzu değil, yeteneğinizi geliştirin. Zenginliği değil, iyiliği hedefleyin; çünkü iyilik kalıcıdır.
Mutluluk sahip olduklarınızda değil, üstesinden geldiklerinizde bulunur.
Eğer para veya duygusal tatminsizilik ve açlık olgunluğun önüne geçerse, ruhunuz değil, egonuz büyür.
Gerçek zenginlik duygusal zenginliktir.
Kendinizi satmayın, kendinizi ortaya koyun. Ama ilk önce kendinize.
O zaman 'hayatınızın her alanında 'imkansız' kelimesi kaybolacak ve sadece 'zaman alır' haline gelecek. İşinizde de, aşkınızda da...”
Epilog
Bugün de aynı ruhun kalemiyle yazıyor ve aynı yürekle yaratıyor.
Onun için zaman; bir düşman değil, bir fırça. Geçen her yıl hayata yeni bir renk katıyor. Heykellerinde insanlığın gücü, şarkılarında kalbin acısı ve yazılarında ise hepsini aşan umut yaşıyor.
Çünkü O, hiçbir şeyin gerçekten sona ermediğini çoktan öğrenmiş. Her düşüşten sonra yeniden yükselmek O'nun alametifarikası olmuştur.
O'nun adı: Tugay Güler

